|
Sevgi
Adamı
Yılmaz ULUSOY
"Yetişebildiğimce herkese yardım etmeye
çalışırım. Yoksa
yaşamış saymam kendimi"

Yılmaz Ulusoy, Türkiyenin önde gelen
işadamlarından biri. Ama onu çok daha önemli
kılan bir özelliği var o da, hümanizm
ilkeleriyle donattığı bir yaşam tarzına sahip
olması.
Güneşli, güzel bir günde, öğle saatlerinde
Ulusoy Holdingin yolunu tuttum. Yoğun
programına rağmen röportajımıza vakit ayırma
nezaketini gösteren Yılmaz Bey, sadece değerli
zamanını bizlere ayırmakla kalmadı beni ve
arkadaşım Ercanı muazzam bir öğle yemeği
sofrasıyla karşıladı. Oldukça itinayla sunulan
lezzetli yemeklerimiz eşliğinde başlayan
sohbetimiz Yılmaz Beyin keyifli, espirili
anlatımlarıyla devam etti. Tam anlamıyla bir
Gönül Adamı olan Yılmaz Ulusoy ile iş
dünyasına dair çok özel sohbetler
gerçekleştirirken özel hayatından, aile
yaşantısından da bahsettik.
Ulusoyun değişmez ilkesi Kuralcılık
Yapım itibariyle fazla kuralcı bir insanım
diyerek başlıyor sözlerine Yılmaz Ulusoy ve önce
evine, eşine sonra da işine önem verdiğini
belirtiyor. İnsanlar doğar, yaşar, ölür.
Kurallı yaşamak insanı sınırsız hürriyet
anlamında biraz zora sokuyor olsa da o kuralları
sıkı sıkıya uygulamak çok önemli. Çünkü
insanoğlu; aile, toplum, şirket kuralları
olmadan yaşayamaz.Kuralsız, düzensiz olan yerde
uzun vadeli bir huzur yaşamak mümkün değildir
sözleri ise Yılmaz Beyin tam anlamıyla düzen
insanı olduğunu kanıtlıyor. Olmazsa olmaz
kuralcılık
Çalışanlarla dialog
Yılmaz Ulusoy, çalışanlarıyla hiçbir zaman
patron-çalışan mantığına dayanan bir diyalog
içinde olmamış. Aksine herkesi mesai arkadaşı
gibi görmüş. Hatta kimi zaman onlara babalık
kimi zaman ise ağabeylik yapmış. Her zaman
çalışanlarımın sıkıntısını bilir ve onlara tek
tek yardımcı olurum. Onları aile fertlerim gibi
korumayı görevim bilirim diyen Yılmaz Ulusoy,
bu prensibi bir yaşam tarzı olarak kabul etmiş.
Böyle bir ilkeye sahip olmaktan dolayı da her
zaman büyük bir mutluluk duymuş. Manevi
değerlere oldukça önem veren Yılmaz Ulusoy, bu
duygulardan ve prensiplerden bir an olsun mahrum
kalmamak adına her gün Allaha dua ediyormuş.
Sevmeyi bilmek çok önemlidir diyen Ulusoy,
verdikçe çoğalan tek unsurun sevgi olduğuna
inananlardan.
Kurum olarak zaten bir aileyiz
Yılmaz Ulusoy, globalleşen bir dünyada
kurumsallaşmanın şart olduğu söylerken grup
olarak kendi kurumlarının bunu tam
başaramadıklarını da belirtiyor. Kurumsallaşan
ortamlarda yarınlar biraz daha teminat altında
olsa da kararların hayata geçirilmesi çok uzun
zaman alıyor. sözleriyle konuyu detaylandıran
Ulusoy, kurum içi bürokrasi açısından yine de
gruplaşmanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyor ve
holding çatısı altında kendilerinin de en doğru
şekilde kurumsallaşmak adına çalıştıklarını
vurguluyor.
Yeni sektör hedefleri
10 yıldır gemi ve kara taşımacılığının yanı sıra
tekstil sektöründe de yer alan kuruluşu için
Yılmaz Ulusoy, Bir havaya çıkmadık! derken
kolay bir sektör olmamasına rağmen havacılık
sektörüne de ılımlı baktıklarını söylüyor. Henüz
verilmiş kesin bir karar olmamakla birlikte
Ulusoy bu konudaki araştırmalarına devam ediyor.
TETSD Başkanı Yılmaz Ulusoy
Yılmaz Ulusoy, 9 yıldır TETSD (Türkiye Ev
Tekstilcileri Derneği)nin başkanlık görevini
yürütüyor. Böyle olunca da Yılmaz Bey ile
tekstil üzerine sohbet kaçınılmaz oluyor.
Tekstil son birkaç yıldır zorda diyerek
başlıyor sözlerine Yılmaz Ulusoy ve en büyük
sıkıntının düşen kurlara rağmen maliyetlerin
sürekli yükselmesinden kaynaklandığını
belirtiyor. İkinci sorun olarak ise Çinin
tekstil sektörünü karıştırmasını gösteriyor ve
2005 yılında kotaların kalkması halinde,
dünyanın yerle bir olacağını hatırlatırken
dünyadaki şu örneklere dikkat çekiyor
Kotaların kalkması nedeniyle AB çok büyük
boşluğa düştü. Çine önce makine sattılar ama
kotaların kalkması nedeniyle müşterilerini de
Çine kaptırdılar. Amerika da bu konuda sıkıntı
çekiyor. Eğer tekstil sektörünün başına bir bela
gelirse Türkiyede de telafisi mümkün olmayan
sıkıntılar yaşanır. O nedenle süratle tedbir
alınması lazım. Bunun için de sektör ile devlet
bir araya gelip acilen ve orta vadede tedbir
almalı. Sektör olarak da Ben yapayım nasıl olsa
satılır mantığıyla hareket ederek talebin önüne
arz geçirmek gibi bir hata yapmaya devam
etmekten de kaçınılmalı.
Ve turizm
Türkiyede turizm sektörünün çok önemli olduğunu
belirten Yılmaz Ulusoy, bu sektörü bacasız
sanayi olarak değerlendiriyor. Fakat,
Türkiyenin turist sayısı ve müşteri memnuniyeti
açısından yüksek bir potansiyele sahip olmasına
rağmen istediği parayı karşılayamadığını
düşünüyor. Tarihin, kültürün, sanatın, doğanın,
marinaların varoluşu çok büyük bir cazibe sektör
için. Ancak All inclusive olgusu Türk
turizmini feci şekilde baltaladı. diyen Yılmaz
Ulusoy, fiyatların neredeyse dibe vurmasından
şikayetçi. Bakanlar Kurulu kararınca Gayri Safi
Milli Gelirin yüzde 3lük bölümünün belediye
hissesi olarak ayrılmasının da sektörü olumsuz
etkilediğini düşünen Yılmaz Ulusoy, bunu akıl
almaz bir karar olarak değerlendiriyor.
Türkiye, stratejik açıdan oldukça önemli bir
konuma sahip. Bunu bile bile turizme 60-70
milyon Dolar ayırırsanız ne turizm
yapabilirsiniz ne de Türkiyeyi
tanıtabilirsiniz. Bunun için önce 500 milyon
Dolarlık bir bütçeyi gözden çıkarmanız
gerekiyor. Ayrıca, KDV indirilmeli, enerji için
tebliğler çıkmalı ve tabii ki turizm
çeşitlendirilmeli. Çünkü artık yalnızca, kum
güneş, denizle turizm yapılmaz. Yabancı dil,
kültür-sanat, sağlık ve yemek turizmiyle de
çeşitlilik yaratmak gerekiyor. Kısacası,
Türkiyeyi 12 ay yaşayan bir ülkeye
çevirmeliyiz. sözleriyle sektörü değerlendiren
Ulusoy, çok önemli bir mesele gözden kaçıyor
diyerek bir ayrıntıyı daha vurguluyor Biz,
tekstil sektöründe 12. yılımızı tamamladık ki,
Türkiyede tekstil sektörü ortalama 18 yaşında.
Bunca yıldan sonra doğal olarak altyapı eskidi.
Ama tesislere bakım çalışması yapılmıyor. Devlet
turizm ve tekstil sektörüne gerektiği kadar önem
vermiyor. Diğer yandan da sektör oyunu kuralına
göre oynamıyor.
Milli servetler heder oluyor
Kaliteli, yenilikçi, çağı yakalamayı başarmış
otobüs şirketine rağmen Ben karacı olmama
rağmen, demiryolu sevdalısıyım ve tam 35 yıldır
demir ağlarla örmeliyiz bu ülkeyi diyorum diyen
Yılmaz Ulusoy, karayoluyla insan taşımacılığının
yanlış olduğunu düşünüyor. Hem pahalı hem
petrole bağımlı, her sene binlerce insanın
öldüğü bu taşımacılığı yapacağım demek günahtır.
Doğru ve güvenilir bir iş yapmak için önce
araştırma-geliştirme, sonra altyapı, ondan sonra
da organizasyon gerekli. Yine de karayollarının
yanı sıra Türkiye, demiryoluna da mecbur. Çünkü
petrole bağlı olduğumuz sürece her şey daha da
zorlaşacak. O nedenle devlet demiryollarına el
atmalı. Konuyla ilgili kanun çıktı ama bir an
önce yürürlüğe de girmesi gerekiyor.
Avrupa Birliği ve Türkiye
Dünya vatandaşı olmak herkesin arzusu diyerek
AB ile ilgili yaklaşımlarını anlatan Yılmaz
Ulusoy, Avrupa Birliği üyesi olmak her Türk
vatandaşının hakkı diyor. Ama önümüzde uzun ve
zorlu bir yol var. diye sözlerine devam eden
Ulusoy, AB konusunda bazı olumsuz düşüncelere de
sahip. Aslında AB de kendi içinde tatsız. Diğer
bir gerçek ise AB üyeliği bizi işveren durumuna
getirmeyecek, bizi paraya boğmayacak. Sadece
birtakım düzeltmeler olacak. O nedenle AB
Türkiye için olmazsa olmaz bir unsur değildir.
Özel hayatında Yılmaz Ulusoy
Vaktim ne kadar yoğun olsa da evime ayırdığım
zaman özeldir diyen Yılmaz Ulusoy, haftada bir
tüm aileyi bir araya getirmeye önem veriyor.
Ailemle çok mutluyumdur. Eve girdiğim andan
itibaren işi işte bırakırım. Onlarla vakit
geçirmeyi, paylaşmayı severim. Bunu kendime bir
borç bilirim. İnsanlığın gereği de budur.
sözleriyle sohbetimize devam eden Yılmaz Ulusoy,
herkesin derdine derman olmaya çalışıyor, Bana
ulaşmaya çalışıp da ulaşamayan kimse olamaz.
Yetişebildiğimce herkese yardım etmeye
çalışırım. Yoksa yaşamış saymam kendimi diyecek
kadar gönül insanı olan Yılmaz Ulusoy, kendiniz
için yaşamayın diyor ve Türkiyede sevgi
paylaşımının büyümesini dileyerek sözlerini
noktalıyor.
Röportajımızın sonunda fotoğraf çekimi
yaparken, Yılmaz Beyin asistanı da bizim
fotoğraflarımızı çekti. Hatta fotoğraflarımızın
birer kopyasını da hediye etti. Kahvelerimiz
eşliğinde, kısa bir futbol sohbetinin ardından
kendisine teşekkür edip, yola koyulduk.
Hayatımın en keyifli öğle yemeklerinden biriydi.
Çok teşekkürler Sayın Ulusoy
|