|
İhracat Şampiyonu Zorlu Holding Yönetim Kurulu
Başkanı;
Ahmet Nazif ZORLU
Artık globalleşen
dünyada ülke olarak da kurum olarak da yerimizi
almamız lazım

Denizbank Genel Müdürlük binasında görüştüğümüz
Ahmet Zorlu ile başarıya doymayan Zorlu Grubuna
dair ayrıntılı bir sohbet gerçekleştirdik.
Ahmet Beyin inanılmaz yoğun programı arasında
bize ayırdığı zamanın değerini bilerek
Denizbankın yolunu tutmuş ve kendimi yine
muhteşem bir röportaja hazırlamıştım. Ahmet
Beyin de mütevazı ve net cevapları aslında
kendisinin hem iş, hem de özel yaşamındaki
prensiplerinin bir nevi yansıması gibiydi.
Zorlu Holding, Vestel markasının yanı sıra
finans ve enerji alanlarında verdiği
hizmetleriyle gerek toplumumuzun gerekse dünyada
birçok ülkenin tanıdığı bir kurum. Ayrıca Taç ya
da Linens gibi ses getiren markalarını ise
tanımayan yoktur. İstanbul Sanayi Odası
verilerine göre son 6 yılda 5 kez ihracat
şampiyonu olan dünya markası Vesteli ise
Türkiyenin ve dünyanın baştacı olarak
nitelendirmek hiç de yanlış olmaz.
Yıllardır Çalışmak Çalışmak Çalışmak mesajını
vererek Grubunu üst noktalara taşımayı başaran
Zorlu Holding Şirketleri ve Yönetim Kurulu
Başkanı Ahmet Bey ile röportajımıza Denizbank
Genel Müdürlüğünde başlıyoruz. Tam 50 yıl önce
babaları Mehmet Zorlu ile evlerindeki dokuma
tezgahında çalışmalara başlayarak bugünkü
Holding'in temelini atan Ahmet Bey ile öncelikle
grubun yakın zaman hedeflerini ele alıyoruz.
Bakın Ahmet Bey konuyla ilgili neler söylüyor..
Grubumuzun en büyük hedefi ülkemize ne şekilde
yararlı olabileceğimizi bulmak ve bunu hayata
geçirebilmek. Biz ihracatçı bir grubuz. O
nedenle ihracatımızı daha da artırmak ve ileriye
taşımak, ülkede daha fazla istihdam için
çalışmalar yapıyoruz sözlerine Kesinlikle
markalaşmaya odaklanacağız.. maddesini de
ekliyor.
Hayalperestliğe oldukça karşı olan Ahmet Bey
sözlerine şöyle devam ediyor; Daima sistemli
olacaksınız. Şayet bir iş kuracaksam,
halihazırdaki işlerime bir zarar vermeden, hatta
onlardan da destek alarak yeni girişimlerde
bulunmaktan kaçınmam. Ve gülümseyerek çok güzel
bir tanımlama yapıyor; Şöyle düşünelim,
ailenize yeni bir kardeş geliyor. Ailenin diğer
üyeleri olan diğer şirketler de ona el bebek gül
bebek bakarak destek oluyor.
Zorlu Holdingin şu an için yeni bir sektöre
giriş hedefi yok. Hedef; varolan iş alanlarını
daha yukarı taşımak. Ahmet Bey, Tekstilin yanı
sıra elektronik ve beyaz eşyada da büyümemiz ve
yatırımlarımız devam ediyor. Enerjide daha da
fazla gelişmeliyiz. Markalaşmayı ön plana
çıkararak, dünyada daha geniş yelpazelere
yayılmalıyız. Amacım sıhhatli büyümek.
Rakiplerimizin yaptığının daha iyisini yapmak.
Şu anda üretime odaklanmış bulunuyoruz. Bundan
sonraki diğer önemli bir hedefimiz ise
yenilikler yapmak diyerek sözlerini bitiriyor.
Asıl gözbebeği olan iş alanını soruyorum
kendisine. Aslında hiçbir işini birbirinden
ayırmak istemiyor Ahmet Bey ama baba yadigarı
tekstili başka yere koymadan da edemiyor.
Tekstilin yeri başka. Çünkü baba mesleğimiz.
Aslında faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörler
gözbebeğimiz ve tüm iş alanlarımızda hızla
gelişmeye devam ediyoruz... Tekstil için geçen
sene battı gitti yakıştırmaları yapılıyorken,
biz ortalama 700 milyon doları aşkın bir ciro
yaptık. Ve bunun yaklaşık 350 milyon doları da
ihracattı. Bu ihracatın yüzde 80i Avrupa ve ABD
gibi gelişmiş ülkelere yapılıyor. Bu rakam
kaliteli ürünlerimiz olduğunu yeterince
kanıtlıyor. Kaliteli yaptıktan sonra ise hiçbir
şey ölmez.
Olmazsa olmaz soruma biraz duraksasa da cevap
çok net geliyor Ahmet Beyden.
İşine sahip çıkmaz yönetmezsen olmaz...
Bir iş kurup bırakıp gidersen, sahiplenmezsen
olmaz... Herşeyin bir kuralı var... İyi
yönetim, sahiplenmek olmazsa olmaz diyor.
Yabancı ortaklıklarla ilgili olarak ise, Birçok
yurtdışı yatırımımız var. Ayrıca know-how
konseptini de yürütüyoruz. Ulaşacağımz yerler
Çin hatta Hindistan olsun... Oralara da
gitmekten çekinmeyiz. Çünkü, giderek globalleşen
bir dünyada ülke olarak da kurum olarak da
yerimizi almamız lazım... Ama yurtdışına ne
kadar yatırım yaparsak yapalım herşeyi öncelikle
bu ülke için, bu ülkenin insanı için yapıyoruz.
Yani merkez her zaman Türkiye. Yurtdışındaki
yatırımlarımız da bizi dünyanın en büyük
pazarlarında güçlendiren köprü ayakları. diyor
Ahmet Bey.
Peki ya Zorlunun 2005 cirolarına yönelik hedef
rakamları?
5 milyar dolar, dış pazar için düşünülen rakam
ise 3,5 milyar dolar. Diğer yandan 35.000
istihdam hedefimiz var.
Biraz da turizm konusuna geçiyoruz.
Zorlunun Trabzondaki otelini bilmeyen yoktur.
Zorlu Air şirketi de sözkonusu olunca, turizm
grubu olmakla ilgili bir hedeflerinin olup
olmadığını soruyorum. Ahmet Bey Öyle bir
niyetimiz vardı diyerek başlıyor, Ama artık
geç kaldık. Zorlu Air grup içi ulaşım
ihtiyacımızı karşılıyor. Trabzondaki otelimiz
Zorlu Grand ise daha çok büyük manevi bağımızın
olduğu bu bölgeye katkımızın olması için
gerçekleştirdiğimiz bir yatırım. Şimdilik içinde
bulunduğumuz sektörlerde daha da büyümeyi
amaçlıyoruz.. Şu an için böyle bir niyetimiz
yok
Ve geliyoruz Aile şirketi olmanın
getirilerine;
Aile şirketiyiz ama kurumsal yönetime çok önem
veriyoruz. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız da
var. Amacımız, icraatın içinde aileyle değil,
bizzat profesyonel kişilerle bulunmak. 2 yıldır
bu konuda yoğun bir çalışma gerçekleştiriyoruz.
Zorlu Grubunun başarısının arkasında
profesyonelleriyle kurduğu yakın ilişki ve hızlı
karar alma süreçleri önemli rol oynuyor. Tamamen
biz bilincine inanıyorum. Sadece ben
olsaydım bu noktaya gelemezdik" Diğer yandan
ekip çalışmasına da çok önem veren Ahmet Bey
sözlerine şöyle devam ediyor "Bireysel
düşünmenin başarıya giden yolda ciddi bir engel
olduğu kanısındayım. Yalnız kendin çalıp
oynamayacaksın. Yoksa herşey bozulur."
Aile şirketi derken, laf lafı açıyor ve konu AB
ye geçiyor. Ahmet Beyin bu konuyla ilgili
yorumunu dinliyoruz...
Ülke iyi olursa hepimiz iyi oluruz. AB çok
önemli bir olay Türkiye için. Bu yeni dönemi iyi
gözlemeli ve kendimizi sorgulamalıyız. Zenginler
klubüne üye oluyorsunuz, ortaklık çerçevesi
içerisinde onların kuralları içine gireceksiniz.
Bu kulüpte yerimizin sağlam olması için o
kulübün diğer üyeleri kadar güçlü olmalıyız.
Ekonomik alanda, siyasi alanda, sosyal alanda...
Bunun için de el ele verip çalışmalıyız.
Bireysel olarak değerlendirirsek de, Avrupaya
gittiğinizde düzenlerinin, güzel yaşam
tarzlarının çok hoş olduğunu düşünmüyor musunuz?
Ben şahsen öyle bir düzen içinde yaşamak
isterim. Kesinlikle bu sistemin içinde olmak
lazım.
Peki ABye üye olduğumuz zaman Zorlu Holding
neler yapar?
Zorlu fabrikalar kurar, istihdam sağlar. Bu
ülke için yapamayacağı hiçbirşey yok. Bunları
zaten kamuoyuna deklare ettik. Zorlu, bu ülkenin
yararına olacak herşeyi yapar.
Konu eğitime geliyor ve soruyorum. Eğitim mi
daha önemli yoksa hayat okulu dediğimiz olgu mu?
Eğitim bir iş alanında başarmak için olmazsa
olmazların başında gelir. Bu sebeple
çocuklarımın eğitimine her zaman çok önem
veriyorum. Ancak eğitim tek başına asla yeterli
olmuyor. Hep söylediğim birşey vardır. Başarıda,
teori yüzde 20, pratik yüzde 80 rol oynar. Diğer
yandan fabrikalar ve şirketler birer hayat
okulu. Elinize geçen fırsatları çok iyi
değerlendirmeli ve işi öğrenebildiğiniz kadar
çok iyi öğenmelisiniz. Teori, deneyimle
birleştiğinde bilgiye dönüşüp çok iyi başarılar
elde edilebilir.
Türkiye Ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz
Türkiye, hep beklediği tek partili iktidarı
yakaladı. Ülkemizin ihtiyacı olan istikrardır ve
bu konuda da çok önemli adımlar atılıyor.
Türkiye fırsat yakaladı ve tüm ekonomik
göstergeler de bunu zaten doğruluyor. Bundan
sonra önemli olan ülkemizin daha da gelişmesi
için önündeki engelleri belirleyebilmek. Bana
göre özelleştirmeyle işe başlamak doğru yoldur.
Özelleştirmeyi kısa vadeli alışveriş olarak
değil, uzun vadeli kaynak yönetimi olarak ele
almalıyız. Türkiyede ne zaman özelleştirmeye
bakışımız değişecek, işte o zaman gelişmiş
Türkiyeye bir adım daha yaklaşmış olacağız.
Özelleştirmeye bu kadar önem veriyorum, çünkü
Türkiyede özelleştirmenin öyküsünü Türkiyeyi
geri bırakan anlayışın bir göstergesi olarak
yorumluyorum. Aksi halde her zaman eski kötü
deneyimleri yaşamak mümkün. Önemli olan rehavete
kapılmamak ve hep birlikte çalışmak.
Ahmet Bey ile Zorlu Grubunun yatırımları ve
gelecek planlarını da konuştuk, bakın kendisi
her bir faaliyet alanı için neler anlattı:
Grubumuzun son 20 yıldaki ana gündemi büyüme,
yüksek üretim hacimlerine ulaşma idi. Ancak bu
şekilde uluslararası pazarlarda rekabet
edebileceğimizi görmüştük. Vesteli 10 yıl önce
satın aldığımızda 380 bin adet TV üretiyordu. Bu
rakamla, dünya ile rekabet etmemiz mümkün
değildi. İlk hedefimizi üretim hacmini 1 milyon
adete çıkarma oldu, Vestel bugün 12 milyon
adetlik TV üretim kapasitesiyle dünyanın 3
büyüğünden biri oldu.
Ölçek ekonomisi ve yüksek miktarda üretim
konusunda çok mesafe aldık, bugün şirketlerimiz
özellikle tekstil ve elektronik alanında
dünyanın sayılı üretim kapasitelerine erişti.
Bundan sonra gündemimizde; Ar-Ge, teknoloji,
yenilikler ve markalaşma var. Uluslararası
rekabetteki dayanak noktamız artık bu kavramlar.
Faaliyet gösterdiğimiz 5 sektörde de son derece
iddialıyız, bu sektörlerde büyüyeceğiz. Ama bir
taraftan da Türkiye değişiyor, Türkiye
değişirken bizim de elbette yeni sektörler için
düşüncelerimiz var. Savunma sanayiine girdik, bu
alanda çalışmalarımız devam ediyor. Dijital
teknolojiler konusunda son derece iddialıyız, 3
yıl önce satın aldığımız dijital yazılım şirketi
Cabotu Urla Yüksek Teknoloji Bölgesinde
açtığımız yeni ünite ile büyüttük. Artık
yazılımda da donanımda olduğu kadar güçlü
olacağız. Vestel Ar-Gede 500 kişi çalışıyor.
Ar-Ge yatırımlarımız artarak sürecek. 1-2 yıl
içinde Ar-Ge mühendisi sayısını 1.000e
çıkaracağız.
Tekstilde ana gündem maddemiz markalaşma. Bu
alanda üretim gücümüzle bir dünya markasıyız,
önümüzdeki 1-2 yıl içinde tekstil markalarımızla
Avrupa ve dünya pazarlarına çıkacağız.
Denizbankı halka açtık. Denizbankı satın alıp
yeniden kurarken hiçbir zaman gruba destek
olmasını düşünmedik, Türkiyeye yeni-güçlü bir
banka kazandırmak için yola çıktık, öyle de
oldu. Denizbank şeffaf ve profesyonel yönetimle
bugün ülkemiz için son derece kıymetli bir kurum
haline geldi. Denizbank hiçbir zaman Zorlu
Grubuna destek olmadı, Zorlu Grubu Denizbanka
destek oldu. Son halka açılma ile birlikte
Denizbank ne kadar kıymetli bir kurum haline
geldiğini ispatladı. 2004 yılında yüzde 120
büyüme gösterdi ve 5 milyar 100 milyon dolarlık
aktif büyüklüğüne ulaştı. Bugün, 200 şubesi ve
14 iştiraki var. Avusturya Denizbank AG 8 şubeye
ulaştı, Moskova Denizbank da çalışmalarını
başarıyla sürdürüyor
Zorlu Enerji Şirketler Grubu ise enerji
sektöründe hammaddeden, mamule ürün ve hizmet
zincirinin tüm aşamalarında yeralma vizyonu
doğrultusunda yeni ve büyük projelere imza
atıyor. Bugün itibariyle Zorlu Enerjinin 5 ilde
santralleri var. Bursa, Lüleburgaz, Ankara,
Yalova ve Kayseri. Yaklaşık 400 megawat güce
erişen santralleriyle Zorlu Enerjinin 2005 yılı
için ciro hedefi 250 milyon dolar. Zorlu Enerji,
İngiltere'de yayımlanan European Business
Magazine'in 2005 yılı Ocak sayısında yer alan,
Avrupa'nın en hızlı büyüyen 100 şirketi
listesine, 98. sıradan girerek listedeki tek
Türk şirketi oldu. Zorlu Enerjinin bu
başarısıyla gurur duyduk.
2005 ve sonrasında Ahmet Bey Türkiyeye nasıl
bakıyor?
Türkiye, 80li yılarda başlayan atılıma paralel
tek partili hükümetle istikrarı yakalamış,
gelişim sürecine girmiştir. Ekonomik göstergeler
de bu durumu doğruluyor. Özellikle ihracatta.
2005 yılında 75 milyar dolar ihracata koşuyoruz.
Bunun sadece 3 milyar dolarını da tek başına
Vestel yapacak. Nereden nereye geldiğimize
bakınca başarımızla gurur duymamamız imkansız,
ama eğer büyümemiz istikrarlı ve sürekli olsaydı
o zaman bugün nerede olabileceğimizi düşününce
de hayıflanmamak mümkün değil. Türkiye, niye bir
İspanya, Kore, İtalya olmasın? YTLye geçiş
konusuyla ilgili görüşlerini ise bizimle şu
şekilde paylaşıyor...
TLnin değer kazanması bize gurur veriyor ama
artık özellikle ihracatçı için dezavantaja
dönüşmeye başladı. Dünyada petrol fiyatlarında
artış trendi yaşıyoruz, petrol fiyatlarının bu
kadar yükselmesi önemli bir dezavantaj
oluşturuyor. Rekabet gücümüzü zedeliyor. Doların
bu seviyede olmaması gerek, TL olması gereken
değere gelmeli. Dolar-Euro parite dengesinin
kurulması gerek diye görüşlerini belirtti.
Ve röportajımızın sonunda Ahmet Bey keyifli ve
mütevazı birşekilde özel hayatıyla ilgili birkaç
ufak detayını bizimle paylaşıyor.
Ahmet Bey, hergün 1,5 saat spor yapıyor.
Kitap okumaya vakit bulduğunda kitabın tamamını
değil ama önemli yerlerini karıştırıp anında
bilgiye ulaşmayı tercih ediyor.
Göcek...Yazın huzur duyduğum, sakin,
İstanbulun yoğunluğundan, iş temposundan uzak,
dünya cenneti bir yer dediği özel bir yer
kendisi için. Ama iş güçten oraya da pek vakit
ayıramıyor, Yaz döneminde birkaç haftasonumu
Göcekte geçirebilirsem benden mutlusu yoktur
diyor.
Geceleri evinde ara sıra film izliyormuş ama
günün yoğunluğu üzerine çökünce pek çok filmin
sonunu getiremiyormuş..
Sayın Zorlu, bu değerli ve güzel röportaj
için çok teşekkürler...
|